2. Bölüm Transkript


Bölüm 2: Düzenin Gelişi

Herkese merhabalar, arkadaşlar!

İkinci ikinci bölümümüze hoş geldiniz! Eğer kanalı takip ediyorsanız, bazı bölümlerin artık aramızda bulunmadığını görebilirsiniz. Bunun nedeni, kanalımızda ufak bir değişikliğe gidiyor ve anlatı şeklini değiştiriyor oluşumuz. Bu bölümde ve önümüzdeki bölümlerde daha farklı bir anlatımla ve yaklaşımla sizleri ağırlıyor olacağız.

Eğer Warcraft hikâyesi ve evreniyle ilgileniyorsanız, kanalıma abone olmayı unutmayınız. Podcast versiyonunu Spotify, Youtube ve Apple Podcasts üzerinden dinleyebilirsiniz.

Şimdi ise yavaştan ikinci ikinci bölümümüze tekrardan başlayalım.

Birinci bölümde Warcraft evreninde ilk başta ışığın olduğunu konuştuk. Işığın yokluğundan Void ortaya çıkmıştı ve bu iki zıt güç birbirleriyle o kadar büyük bir mücadele içerisine girmişti ki boyutlarından dışarı taşmışlardı ve fiziksel boyut oluşmuştu. Light ve Void Twisting Nether içerisindeyken The Great Dark Beyond adı verilen fiziksel boyutta yavaş yavaş yaşam ortaya çıkıyordu. Bu yaşamın şimdiye değin bilinen kaynağı ise ışığın evrene gönderdiği kristallerdi.

Buraya kadar da Warcraft kozmolojisinde yer alan iki ana gücü tanımlamış olmuştuk. Bunlar Light ve Void idi. Şimdi ise üçüncü bir güç olan Order veya Düzen’e titanlar üzerinden yavaştan geçiş yapıyor olacağız.

Warcraft kozmolojisinde titanların yeri çok büyüktür. Öyle ki, fiziksel boyutun tarihinin tamamen titanlar tarafından, ya da düzen tarafından yazıldığı ve aslında varoluş hikayesinin bu şekilde olmadığına yönelik iddialar bile bulunur. Kozmolojik haritada ilginç bir şekilde de Düzen Void’in bir sol komşusu olarak bulunur. Void tarafına ışıktan daha yakındır ki şimdiki hikayeden de nedenini belki de az çok anlayacağız.

Hikayeye başlamadan önce titanlar hakkında çok genel bir giriş yapmak yapmamız gerekirse titanların varoluşu oldukça basittir. Nasıl olduğu bilinmez bir şekilde bazı gezegenler içerisinde olgunlaştığı takdirde titan olarak uyanacak dünya ruhları bulunur. Her bir titan da kendisine özgü bir bireydir, diğerlerinden farklı güçlere sahiptir. Bir de düzenin vücut bulmuş halidir de diyebiliriz

İlk titanların ortaya çıkış hikayesine göre titanlar, doğmazlar, uyanırlar. İlk uyanan titan ise Aman’thul olmuştur. Başlangıçta yapa yalnızdır. The Great Dark Beyond’u diğer titanları bulma amacıyla keşfe çıkar. Zaman içerisinde dünya ruhu olan gezegenlerle karşılaşır ve bu gezegenlerde uyuyan titan ruhlarının olgunlaşmasına yardımcı olur. Ardından uyanan titanlarla birlikte Pantheon adı verilen bir oluşum kurarlar. Titanlar kendilerinin inanılmaz derecede güçlü olduklarının farkındadırlar ve birinci öncelikleri diğer uyuyan titanları bulmaktır. Bunu yaparken de karşılaştıkları bütün gezegenlere düzen getirirler.

Buraya kadar hikayemiz aslında oldukça güzel gider. Titanların birincil amacı kardeşlerini bulmaktır ve evrene iyilik yaparlar. Sonrasında ise şu şekilde ilerler:

Titanlar bir gezegene vardıklarında ilk önce o gezegen üzerinde kaos içerisinde olan elementalleri bir şekilde sakinleştirirler. Bir şekilde diyorum çünkü titanlar elementaller ile konuşmazlar. Elementaller onlara göre çok daha basit canlılar olduğu için, onlara aşırı güç kullanma ihtimalleri de bulunur.

Elementallerin oluşturduğu kaosu bastırdıktan sonra dağları, denizleri ve gökleri şekillendirirler. Gezegenin dış kabuğunu yaşanabilir bir hale getirirler. En sonunda ise bu gezegene yaşam tohumları ekerler ve gezegende canlıların oluşmasına izin verirler. Nihayetinde de titanlar gezegen içerisinde uyuyan bir dünya ruhu var mı yok mu diye araştırmaya koyulurken bir yandan da gezegenin kendi ekosistemi olur.

İşler tam da burada biraz karmaşıklaşmaya başlar. Titanlar sadece gezegeni şekillendirmekle ve yaşamı değiştirmekle kalmazlar. Uyuyan gezegen ruhunu bulmak için ve gezegeni sürekli olarak gözlemleyebilmek için devasa yapılar ve makineler de inşa ederler. Aynı zamanda titanlar tek başlarına da çalışan kozmolojik varlıklar da değildir, kendi yarattığı insanımsı-cücemsi ama demirden oluşan hizmetkarları da vardır. Bütün bunlar aracılığıyla gezegen üzerinde ne olup bittiğini takip ederler. Gezegen tamamen Düzen’e ait bir gezegen olarak varlığını sürdürür. Düzen’den çıkması durumunda ise farklı güvenlik mekanizmaları bulunur. Örneğin, yer yüzündeki makinelere ek olarak, Aman’thul’un çağırdığı diye geçen Constellar adı verilen kozmik varlıklar, düzen getirilen gezegenleri sürekli olarak gözler. Eğer bir gezegen Düzen’den çıkıp, Kaosa veya Düzen’in tam zıttına doğru giderse, Constellarlar, yer yüzündeki makineleri kullanarak gezegen üzerinde yer alan bütün yaşamı ortadan kaldırır ve yeniden başlatır. Diğer bir deyişle, bütün gezegen yok edilir ardından yaşam yeniden getirilir.

Titanlar, hikayeye göre asırlar, çağlar boyunca dünya ruhu bulabilmek için evrenin dört bir yanını dolaşırlar. Karşılaştıkları gezegenlere düzen getirirler fakat panteon bir süreliğine sadece 7 titanla birlikte sınırlı kalır.

Nispeten pozitif başlamış olan hikaye bu kısımda nötr bitiyor olsa da hikayeyi şu şekilde yorumlayabiliriz:

Titanlar, özellikle Aman’thul diğer titanları arama göreviyle uzaya düzen getirmeye atılırlar fakat aslında arka planda başka bir görevleri vardır. Bu kadar sistematik bir şekilde düzeni temsil eden ve uygulayan varlıklar sadece kardeşlerini arama düşüncesiyle uzayda hareket edemeyecek kadar rasyonellerdir. Hikayenin aslında titanlar tarafından yazılmış olabileceği iddiasını da göz önünde bulundurursak, evrene düzen getirme konusunda bir nevi hikayeye kılıf uydurma gibi düşünülebilir

Titanların gezegenleri şekillendirmesi ise bir başka konu olarak karşımıza çıkar. Doğrudan makineler ve büyü ile dünya ruhu olup olmadığını anlama potansiyeline sahip kozmik varlıkların neden terraforma gibi bir işleme giriştiği konusu biraz muallaktır çünkü hikayenin ilerleyen kısımlarında dünya ruhlarının diğer titanların duyabileceği şekilde bir çağrı yaptığından da bahsedilir. Yani titanların tam olarak bu işleme, eğer farklı amaçları yoksa ihtiyaçları yoktur veya evrene düzen getirmenin bir parçası olarak bunu gerçekleştirmektedirler. Daha sonraları titanların dünya ruhlarını da manipüle edebileceği gibi konular da gündeme gelecektir elbette ki.

Öte yandan, hikayenin başlarında bahsedilen dünya ruhu arama işlemi, o dönem titanlar dünya ruhlarından tam olarak anlamadığından dolayı terra forma da gerektiriyor olabilir. Bunu yaparken de titanlar muhtemelen karşı bir direnişi olmayan kendi kendine yetecek bir ekosistemli gezegen oluşturma ihtiyacı duyuyorlardı. Diğer bir deyişle, gezegen üzerinde bulunan elemental ruhları birbirlerine karşı sürekli bitmeyen bir savaş içerisinde olduğu vakit, titanlar kendi minyonlarıyla ve makineleriyle dünya ruhu aramaya kalkarsa, elementaller direniş gösterebilir, arama çalışmaları baltalanabilir. Buna önlem olarak, halihazırda var olan ekosisteme kendi anlayışlarına uygun bir şekilde düzen getirirler, gezegeni şekillendirirler ve ardından kendi nihai amaçlarını gerçekleştirirler.

İşin bir nevi karanlık tarafı diyebileceğimiz kısım ise terra forma işleminin kendisinden ziyade, titanların bu gezegene getirdikleri düzeni korumasıyla ilgili olarak biraz daha ön plana çıkar. Hikayede daha henüz Void’le ve İblislerle karşılaşmamış olan titanların neye karşı bütün gezegendeki yaşamı sıfırlayacak ve yeniden başlatacak bir sistem kurduklarından bahsedilmez. Düzenin varlıkları olan titanların neyi düzen olarak kabul ettiğinin de tam olarak bir tanımı bulunmaz. Yine de makineler ve sistemler yetmezmiş gibi constellar adı verilen kozmik güçleri gezegenlerin etrafına bekçi olarak atarlar.

Son olarak, titanlar karşılaştırdıkları her gezegeni şekillendiriyor olsalar da git gide daha az dünya ruhu bulunan gezegenle karşılaşırlar ve nihayetinde ise panteon bir süreliğine sadece 7 titanla birlikte sınırlı kalır: Uyanan titanların isimleri de sırasıyla şu şekildedir: Aman’thul, Sargeras, Aggramar, Eonar, Khaz’goroth, Norgannon, Golganneth’dir.

Buraya kadar dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde Void’in The Great Dark Beyond’a yönelik ilk adımını ve Titanların İblislere karşı mücadelesini konu alıyor olacağız. Bu bölümün transkriptini okumak isterseniz internet sitemi ziyaret edebilirsiniz. Şimdilik görüşmek üzere :wave 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1. Bölüm Transkript

Bir süre ara ve Reboot hakkında